Su Altındaki Bu Adayı, 5.000 Yıl Önce İnsanlar Yapmış

Su altında kalan tarihöncesi ada, 5.000 yıl önce insanlar tarafından inşa edilmiş ve bu da onu Stonehenge’den daha eski yapıyor.

Bu ada yaklaşık 5.000 yıl önce yapılmış. C: University of Southampton

Yaklaşık 5.000 yıl önce, Stonehenge inşa edilmeden önce, İskoçya’nın Lewis Adası’nda yaşayan insanlar bir gölde küçük bir ada yaptı. Araştırmacılar şimdi bu küçük yapıyı kazdı ve taşlı yüzeyin altında gizlenmiş büyük bir ahşap platform keşfetti.

İnsanların suyu sevdiğini söylemek muhtemelen hafif bir ifade kalır. Dünya nüfusunun yarısından fazlası tatlı suya 3 kilometreden daha yakın yaşarken, üçte birinden fazlası bir kıyı şeridinin 100 kilometre çevresinde yer alıyor.

Su çevresi, özellikle plajlar, kıyı şeritleri, haliçler ve tuzlu bataklıklar gibi kara ile su arasındaki dinamik bölgeleri kapsayan “kıyı kenarları”, türümüz için uzun süredir önemli yaşam alanları oldu. Bu ortamlar genellikle çeşitli kaynakları barındırırken hareket olanağı da sunuyor. Bu da onları yerleşim ve etkileşim için ideal alanlar haline getiriyor.

(İlgili: Neolitik İskoçya Mezarlarında Babasoylu Hiyerarşi Ortaya Çıktı)

Bu nedenle bu bölgelerden güvenilir arkeolojik veriler bulmak, insan sosyoekolojik sistemlerinin yoğunluğu ve organizasyonundaki tarihsel değişimler hakkında değerli bilgiler sunabiliyor. Ancak bu alanları bulmak güç olabiliyor. Su, karada etkili olan pek çok arkeolojik araç için bir engel oluşturuyor. Öte yandan deniz jeofizik ekipmanları, 1 metreden az derinliklerde zorluk yaşayabiliyor.

Ancak yeni bir çalışmada araştırmacılar, dikkatlerini İskoçya’daki birçok gölün sığ sularında ortaya çıkan tuhaf bir insan yapımı yapıya çeviriyorlar. Crannog olarak adlandırılan bu yapılar, eski İrlanda, İskoçya veya Galler’deki göller, bataklıklar, göletler veya haliçler üzerine inşa edilmiş küçük yapay adalardı. Bunların neden inşa edildiği tam olarak bilinmemekle birlikte, Neolitik dönemden Demir Çağı’na ve sonrasına kadar farklı nesiller tarafından kullanılmışlardı.

Crannog’un ilk evresi ahşaptan yapılmış. C: University of Southampton

Bu çalışmada araştırmacılar, Lewis Adası’ndaki Loch Bhorgastail’de 5.000 yıllık bir crannog’u inceledi. Bu alan, arkeolojide suyun yarattığı zorluklara pratik çözümler araştırma fırsatı sundu.

Farklı açılardan çekilen örtüşen iki boyutlu fotoğrafları değerlendirerek doğru üç boyutlu modeller oluşturan stereo fotogrametri adlı tekniği kullanan arkeologlar, adayı hem su yüzeyinin üstünde hem de altında tek ve kesintisiz bir yapı olarak kaydedebildi. Bu, başka tekniklerle mümkün olmayacak benzersiz bir bakış açısı sundu.

Saha çalışmaları, adanın taş kaplamasının altında katmanlı ahşap ve çalı örgüsünden oluşan bir yapı ile çevre sularda yüzlerce Neolitik çanak çömlek parçasını ortaya çıkardı. Geleneksel kazı teknikleri, karot alma, haritalama ve radyokarbon tarihleme kullanılarak yürütülen yıllarca süren analizlerin ardından araştırmacılar, crannog’un farklı gelişim aşamalarını bir araya getirebildi. Stonehenge gibi Britanya Adaları’nın en iyi bilinen anıtlarından bazılarından daha eski olduğunu ortaya koydular.

Araştırmacılar, yapının yaklaşık 23 metre çapında dairesel ahşap bir platform olarak inşa edildiğine inanıyor. Bu yapının üzerine çalı örgüsü serilmişti. Ardından yaklaşık 2.000 yıl sonra Orta Tunç Çağı’nda bir çalı örgüsü ve taş katmanı daha eklendi. Bundan 1.000 yıl sonra ise bir faaliyet evresi daha yaşandı. Bir dönem ada, kıyı şeridine taş bir geçit yoluyla bağlıydı ama bu geçit artık su altında.

Arkeologlar aynı zamanda alanda kaseler ve kavanozlara ait yüzlerce Neolitik çanak çömlek parçası da keşfetti.

Araştırmanın baş yazarı Dr. Stephanie Blankshein, “Bu adaların tam olarak neden inşa edildiğini hâlâ bilmiyoruz. Ancak onları inşa etmek için gereken kaynaklar ve iş gücü, yalnızca bu tür başarılara yetenekli karmaşık toplulukları değil, aynı zamanda bu alanların büyük önemini de ortaya koyuyor. Adalarda ve çevresinde bulunan, çoğunlukla hâlâ yiyecek kalıntısı içeren büyük miktarlarda çanak çömlek ve işlenmiş taş, bunların yemek pişirme ya da ziyafet gibi ortak faaliyetler için kullanıldığına işaret ediyor” diyor.

Sualtı kazıları, crannog’un ardındaki hikayeye dair birçok ipucu ortaya çıkardı, ama bu yapılar hakkında hala bilmediğimiz çok şey var. C: University of Southampton

Suyun Yarattığı Zorlukları Aşmak

Araştırmacıların yeni stereo fotogrametri tekniği, 2021 yılındaki saha çalışmaları sırasında tasarlandı ve kullanıldı. Fotogrametri, birden fazla iki boyutlu fotoğraf kullanarak üç boyutlu bilgisayar görüntüleri oluşturmanın bilinen bir yöntemi. Ancak sığ sularda kullanmak son derece güç.

Southampton Deniz ve Denizcilik Enstitüsü Direktörü ve çalışmanın baş araştırmacısı Profesör Fraser Sturt, “İnce çökeltiler, dalgalı koşullar, yüzen bitkiler ve bozulmuş ya da yansıyan ışık, sığ su görüntülemesini sekteye uğratıyor. Fotogrametri derin suda çok etkili ama bir metreden az derinliklerde sorun çıkıyor. Bu, arkeologlar arasında iyi bilinen bir hayal kırıklığı kaynağı” diyor.

Bunu aşmak için ekip, düşük ışık performansına ve geniş görüş açısına sahip iki küçük su geçirmez kamera kullandı. Bu kameralara bir çerçeve üzerinde belirli bir mesafe koyarak kilitlediler ve örtüşen görüntüler üreten “stereo” bir yöntem oluşturdular. Bu sayede eksik ya da bozulmuş verileri düzeltebildiler.

Kameralar daha sonra su içinde konumları santimetre doğruluğuyla kontrol edilen dalgıçlar tarafından hareket ettirildi. Bu, havadan drone’larınkiyle eşdeğer bir hassasiyete karşılık geliyor.

Dr. Blankshein, “Stereo fotogrametri, drone teknolojisi ve verinin yenilikçi sonrası işlenmesini bir araya getirerek taşınabilir ve maliyet açısından uygun, erişilebilir bir yaklaşım ortaya koymayı başardık” diyor.

Bu başarı, crannog çevresindeki gizemlere ilişkin ek ipuçları sundu. Ekip bu yöntemi diğer alanlardaki benzer yapıları araştırmak için de kullanmayı umuyor.


IFL Science. 6 Mayıs 2026.

Makale: Blankshein, S., Pedrotti, F., Sturt, F., & Garrow, D. (2026). At the Water’s Edge: Photogrammetry in Extreme Shallow-Water Environments. Advances in Archaeological Practice, 1–16.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login